Bu sitede neyden bahsetmem gerektiğini bilmiyorum. Bunu daha ilk cümlede söylemek, misafire kapıyı açıp evin yerini sormak gibi bir şey; yine de durum bu. Site hazır, yazı alanı hazır, hatta başlık bile kendini önemli gösterecek kadar büyük. Hazır olmayan yalnızca benim. Kariyerim bir tarafta, fikirlerim öteki tarafta; ikisi de asıl beni kendisinin temsil ettiğini söylüyor. Ben ise aralarında, tutanağı kimin yazacağını düşünen gereksiz bir üçüncü kişi gibi bekliyorum.
Burada kariyerimden mi bahsetmeliyim, yoksa beni ben yapan fikirlerimden ve düşüncelerimden mi? İnsan kendini anlatmaya başlayınca konuşma ya bir iş görüşmesine dönüşüyor ya da gereğinden fazla uzamış bir gece sohbetine. Birincisinde fazlasıyla düzenli, ikincisinde ise gereğinden fazla dürüst görünüyor. Ben ikisini de tam beceremediğim için, sanırım, bu sayfa ortaya çıktı.
Kendimi Hangi Dosyaya Koymalıyım?
Kariyer dediğimiz şey, insanın başına gelenleri tarih sırasına dizip hepsinin önceden planlandığına dair sonradan hazırlanmış bir savunma metni biraz. Şurada çalıştım, bunu yaptım, şunu öğrendim. Cümleler düzgün, yıllar uslu; hiçbir şey gecikmemiş, hiç kimse yolunu kaybetmemiş gibi. Oysa insanın gerçek hayatı çoğu zaman özgeçmişteki boşluklarda daha yüksek sesle konuşuyor.
Fikirler daha da güvensiz. Bir gün dünyayı açıklamaya kalkıyorlar, ertesi gün kendi cümlelerinin arkasında duramıyorlar. Teknik makaleler daha terbiyeli en azından: girişleri, çıktıları ve testleri var. Düşüncelerimi çalıştırdığımda ise yalnızca bir hata mesajı beliriyor; üstelik hangi satırda bozulduğumu da söylemiyor.
Buraya geldiysen hangisi senin için daha önemli: teknik makaleler mi, yoksa benim düşüncelerim mi? Açıkçası ben de ne anlatmam gerektiğini bilmiyorum. Belki cevabı sen benden önce biliyorsundur. Bu, ilk kez başıma gelmeyecek.
Her Şeyin Bir Yeri Var
Şimdilik küçük bir düzen kurdum. Teknik kodlar, notlar ve adına “zımbırtı” demenin daha dürüst olduğu bütün şeyler GitHub'da. Günlük olaylara verdiğim aceleci, bazen gereksiz, çoğu zaman birkaç saat sonra eskimiş tepkiler Twitter'da. Gezdiğim, sevdiğim ve unutmamak için bir karenin içine sığdırdığım yerler Instagram'da. Her şey kendi rafına kondu; hayat da kısa bir süreliğine düzenliymiş gibi yaptı.
Beklenen geç geliyor.
Geldiğinde de insan, beklediği yerde olmuyor.
Bazen cevap gecikmiyor belki;
onu bekleyen kişi çoktan başka birine dönüşüyor.
Belki bu sitenin ne olacağına dair cevap da böyle gelecek. Ben başka bir yere bakarken kapıyı çalacak, içeride kimseyi bulamayınca kendini sayfanın bir köşesine bırakacak. Sonra ben dönüp onu kendi fikrim sanacağım. İnsan, geç kalmış cevaplara karşı şaşırtıcı derecede cömerttir.
Burası Hariç
Peki ya burası? Henüz ben de bilmiyorum. Belki diğer bütün yerlere sığmayanların odası olur. Bir teknik meseleyle kişisel bir itirazın, bir yol notuyla yarım kalmış bir cümlenin, ciddi görünmeye çalışan ben ile buna pek inanmayan öteki benin karşılaştığı küçük bir ara kat.
Burayı hemen tanımlamak istemiyorum. İnsan adını koyduğu şeyi açıklamak, düzenlemek ve sürdürmek zorunda kalıyor. Ben şimdilik yalnızca kapıyı açık bırakmak istiyorum. Buraya bir gün teknik bir makale gelir, başka bir gün hiçbir yere yetişememiş bir düşünce. Belki bazen yalnızca sessizlik gelir; o da kendine uygun bir başlık bulursa burada kalabilir.
O zamana kadar her şey kendi olması gereken yerde olacak. GitHub kodları taşıyacak, Twitter günün gürültüsünü, Instagram yolların hatırasını. Burası ise ne olduğunu bilmeden var olmayı sürdürecek. Belki insan da biraz böyledir: önce kendine bir alan açar, sonra oraya kim olduğunu koymaya çalışır.
Peki ben buraya ne koyacağım? Henüz ben de bilmiyorum.